TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
TFF » Haberler » Basın Bültenleri » TFF Haberleri
Yıldırım Demirören, TRT Spor'a konuk oldu 14.06.2017
Yıldırım Demirören, TRT Spora konuk oldu
Geri
İleri

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, TRT Spor'da yayınlanan Stadyum Özel programına katıldı.

Riva'da bulunan TFF merkezinde düzenlenen ve canlı yayınlanan programda Yıldırım Demirören, Ersin Düzen'in gündeme dair sorularını yanıtladı.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in programda yaptığı açıklamalar şöyle:

Soru: Arda olayını ilk nasıl öğrendiniz?

Yıldırım Demirören: Arda olayını uçak indikten sonra bana mesajla haber geldi. Mesajı gördükten sonra geç saatlerdi, sabahı bekledikten sonra durumu değerlendirip hocamızla konuşup ona göre bir karar almamız gerektiğine kanaat getirdim. Olaydan hemen sonra öğrendim. 

İlk ne düşündünüz?

Tabii ki üzüldük. Ama olayın tam detayını öğrenmemiz gerekiyordu. Bekledik, hocamızla konuştuk. Olayın detaylarını öğrendik. Hocamız ve takım sabaha karşı uyudular. Uzun bir seyahatti. Yönetim Kurulu olarak kararımızı zaten anında hocamıza ilettik. Hocamız da aynı fikirde olduğunu beyan ederek, futbolcusunun uyanmasını bekleyerek, futbolcusu uyandıktan sonra  kaptanımızı bekleyerek bizim yönetim kurulu kararımızı futbolcuya deklare etti hocamız.

Yönetim Kurulu kararından sonra Arda ile bir görüşmeniz oldu mu?

Arda, hoca ile yaptığı görüşmeden sonra beni aradı.  Konuştuk. İki kişinin arasında konuştuğu bir mevzu. Araması da önemli.

Fatih Terim, Kosova maçından sonra Bilal Meşe ile bir araya gelip tatlıya bağlanacağını söyledi.

Hocayla yaptığımız değerlendirmede, yaptığı hareketin doğru olmadığını, kendisini süresiz kadro dışı bırakmamız gerektiği konusunda hemfikirdik. Hocamız da bunu beyan etti. Arda gibi bir oyuncuyu, kart görmüş düşünerek, topluma mal olmuş kaptanı, dünyalı yıldızı olarak gördü. Bir metin hazırlayarak Arda'nın da görüşünü alarak, Arda yapacağı konuşmadan sonra affedilir konuma getirmeyi de hocamız düşündü. Arda maalesef basın toplantısında Milli Takımı bıraktığını açıkladı.  Yaptığı yanlış. Kongrede de söylediğim gibi medeni şekilde yaptığı hatayı söylememiz lazım. Diğer taraftan Arda'yı korumamız gerekiyor çünkü bir dünya markası. Ama bir dünya markası, yaşı ve vücudu izin vermediği sürece milli takımı bırakması doğru değil. Bizimki bir milli dava. Arda'yı da bırakmasından sonra aradım, 'Bırakıyorum' son konuşmasına üzüldüğümü, tatile gitsin dinlensin, tekrar konuşmak istediğimi kendisine de beyan ettim. Kamuoyundan üzülerek takip ettim, yok 'Federasyon gereğini yapmadı'. Federasyon gereğini yaptı. Olayı öğrendi, gerekli kararı aldı,  kadro dışı bıraktı. Bu süresiz olarak açıklandı, sebebi de Arda gibi bir oyuncuyu kazanabilirsek hocamız ileride teknik olarak 'İstiyorum' derse oynatabilirdi. Kendi beyanıyla 'Bırakıyorum' dedikten sonra bizim yapabileceğimiz bir şey yok.

Tatilden döndükten sonraki görüşmede Fatih Hoca da olabilir mi?

Bizlerin konumu, özellikle benim konumum, federasyon başkanıyız. Federasyon başkanı, Mevlana gibi elimizi, kolumuz açarız, herkese sevgi duyguları ile yaklaşmak zorundayız. Bir hata yapılmıştır, hatayı anlatırız ama hata yapanı yerden yere vurmak için değil kazanmak için, marka değeri için elimizden geleni  de yaparız. Ben bunu yapmaya çalıştım. Birine bir hakaret bir saldırı yapılacaksa, bugün benim herkese saldırmam lazım. Çünkü aynı hakaretler aşağı yukarı bana da yapılıyor.  Ben o kişilerin elini sıkarak gördüğüm vakit merhaba diyerek bana hakaret edenleri zaten orada eziyorum. Arda'nın da bu hareketi yapması gerekiyor. Çünkü Arda gibi bizler gibi, topluma mal olmuş kişiler her yaptığımız harekette toplumsal sorumluluklarımızı düşünmek zorundayız.

Bilal Meşe ile görüşmeniz oldu mu olay sonrası?

Kendisini ertesi sabah aradım sakin olmasını, bu işlerin çözüleceğini, Arda'nın hepimizin evladı olduğunu söyledim. Hatta Sayın Bilal Meşe'yi dönerken kendi uçağımla İstanbul'a geri getirdim. Kendisine şunu söyledim, bir başkan olarak, kardeşi olarak rica ediyorum, 'Dava da açma, Arda bizim küçüğümüzdür, bu olay tatlıya bağlansın. Bir şekilde bu olayı bitirelim' dedim. Arda bir hata yapmıştır. Ne kadar 'Yapmadım' dese de bir hatadır. Bizim toplumumuzda, bizim örf ve ananelerimize her zaman büyüğümüze saygı ve sevgi vardır.

Kullandığı hakaretler içinde sadece Bilal Meşe'yi değil, Fatih Hoca'ya hatta şahsınıza yönelik de değerlendirilen bazı ifadeler var. Siz üzerinize alındınız mı?

Dediğim gibi Arda beni aradı. Bir ikincisi federasyon başkanıyım, Arda'nın büyüğüyüm. Hata da yapmış olsa ben affetme yollarını ararım. Yoksa kavga yaratmak, birilerini kırmak çok kolay. Niye Arda'yı kazanmayayım. Benim bu yaptığım hareket örnek olarak sırf Arda'ya yönelik değil ki. Aynı hatayı ileride bir sporcumuz bir yıldızımız yaparsa sırf futbolda değil hangi sporda olursa olsun, biz kazanmanın yolunu onlar da özür dilemenin yolunu öğrenmeleri gerekiyor. Topluma da bu mesajı vermemiz gerekiyor. Bu konuya daha fazla gitmeye gerek yok.

Arda neden bu noktaya geldi?

Kendine göre bir sebebi vardır ki bir patlama, hatalı bir hareket yaptı. Kafasındakini bilme şansımız yok. Ancak onu Arda kaptanımız bir yakını ile paylaştıysa onlar bilir. Bunları birileri bilip de hocamızı, teknik kadromuzu veya Bilal'i uyarmadıysa biraz da onlarda kabahati aramak lazım. Arda kimseyle paylaşmayıp, uçakta gördüğü anda bir hareket yaptıysa bunu kimsenin bilme şansı yok. Bize göre Arda kaptanımız milli takıma çağrıldıktan sonra geçmişten gelen problem bitmişti. Ondan sonra 3 tane maç oynandı, 33 tane antrenman yapıldı, birlikte seyahat edildi. Niye tedbir alınmadı denemez. Burada beni üzen milli bir kriz yaşandı. Doğru, dünyanın her yerinde, her sporda kriz olabilir. Bu milli krizi bahane edip, kendi kişisel çıkarları için olayı alıp başka yerlere taşıyıp büyütmeye çalışanlar bu sorunu büyüttü.

Sizin Genel Kurul'daki konuşmalarınızın açılımı bu mu?

Aynen açılımı bu… Kişisel belli şeyler bekleyenler veya kişisel kızgınlıkları olanlar olayı alıp çok farklı yerlere getirmiştir. Çünkü eğer Arda o konuşmasını yapsaydı, konuşmadaki paragrafı çok iyi biliyorum, Arda Bilal Bey'den özür dilerken, özür dilemenin erdem ve adamlık olduğu zaten o yazının içinde yazılmıştı. Asıl özür dilemek erdem ve en büyük adamlıktır eğer bir hata varsa.

Genel kuruldaki konuşmanızdan faturayı medyaya çıkardığınız sonucu çıkarıldı.

Ben kişileri kastediyorum. Bu kişiler medyada yazıyorsa medya diyebilirsiniz. TV'de konuşuyorsa yine medya diyebilirsiniz ama ben kişileri kastettim. Milli duygularımız, milli mücadelemiz kişisel kavgaların üzerinde olmalı. Uçağa niye yolcu alınmış. Özellikle Ramazan gününde, kamp yapılan Slovenya ile maça gideceğimiz yer aşağı yukarı 980 kilometre civarında, gecenin köründe arabayla yola çıkacaklar. Birkaç kere bu yapıldı. Uçağa alındı. Bunu her spor kulübü de yapıyor. İlk defa da yapılmıyor. Bu bile mevzu yapılıyor, yıpratılmaya getirildi. Milli bir davayı hep beraber çözecekken, başka yerlerden başka kişisel hırslarımızı almaya çalışma…

Fatih Hoca, basın toplantısında 'Aktörler dışarıda. Milli Takım üzerinde bir oyun, operasyon var. Aynı şey TFF üzerine de yapılıyor' dedi. Siz de aynı fikirde misiniz?

Hocamızın kendi beyanatıdır, kendisini bağlar ama bütün bu benim söylediklerimi birbirine bağlarsanız bir yerde bu dediğinize çıkıyor zaten. Neden bir oyuncumuzun hatasını alıp başka yerlere çekiyoruz. Referandumdaki olayımdan dolayı bir vuruluyorken artık üç vurulmaya çalışıldı, katılıyorum ama hatayı anlatmamız gerekiyor. Hata yaptı. Kendine göre hata değil ama toplumumuzun kabul ettiği bir hata yaptı. Bunu anlatmamız gerekirken olayın başka yerlere çekilmesi doğru değil.

Siz konuştuğunuzda telefonda, hata yaptığını kabul etti mi?

Dediğim gibi bu Arda ile benim aramda olan konu.

Tekrar Milli Takım'a dönme ihtimali var mı?

Milli Takım'ı bırakma kararını kaptan kendisi verdi. Kendisi o kararından vazgeçer mi vazgeçmez mi?  Üç tane dünya markasını şu an yıpratmak için hep beraber mücadele ediyoruz. TFF, Avrupa'nın altıncı büyük ekonomisi, dünyanın  yedinci ama hadi ben ilk 10'un içinde diyeyim. Fatih Terim, bir dünya markası, Arda Turan bir dünya markası. Üç tane dünya markasını yıpratmak için her türlü mücadeleyi hep beraber veriyoruz. Bir durun, bir şey yapıldıysa bunun çözümü de var. Alt tarafı bir oyuncumuz bir hata yaptı, hatayı kendisi anladı. Çözüm yollarını aramalıyız.  Olayı açıp da başka yerlere gitmemize gerek yok ki.

Çözüm yolu ne?

Arda ile oturup konuşulmalı. Arda hepimizin kardeşi. Arda bunu anlayacak durumda. Basın o gün geri çıkmasa kaptan konuşma yaparken o yazılı metni okuyacakmış. Aldığımız duyumlar, kendi kafasındaki inisiyatifi bilemem. O metin okunsaydı Fatih hocamızın bir düşüncesi vardı, Bilal ile Arda kaptanı bir araya getirip, ikisini aynı ayna yemekte buluşturup devam etmekti.

Başka oyuncuların, Arda Milli Takım'a gelmeyecek diye bırakma hakkı var mı?

Tahmin etmiyorum. Arda bıraktı diye değil. Milli Takım'ı bırakma gibi bir lüks olmamalı, ancak yaşın geçtiyse, vücudun imkan vermiyorsa.

Bunun bir yaptırımı var mı?

Bunun yaptırımını toplum verir.

Euro 2016'dan sonra kontrolü ele alıp. Müdahale edebildiğinizi düşünüyor musunuz?

Tabii ki. Avrupa Şampiyonası'nda bir prim krizi yaşandı. Bunun konuşmaları yapıldı. Şimdi sizle tekrar konuşurken hep konuları deşiyoruz. Soru da yanlış benim, vereceğim cevaplar da yanlış. Çünkü tekrar gündeme gelecek. O konu kapandı. Konu Arda'ya Burak'a bağlanmıştı. Bu oyuncular Milli Takım'a çağrılarak her şey bağlandı, kapandı.  6 ay geçti üzerinden.

O zaman bundan sonra primle ilgili bir tartışma yaşanmayacak.

Tartışma yaşayabiliriz. Verdiğim primi beğenmeyebilirler. Prim vermeyiz, prim isterler. Her tartışma yaşanabilir. Çalışan bir yerin içinde, koca düzenin içinde her tartışma yaşanabilir de bu tartımalar aile içinde yaşanıp, problem çıkarılması yanlış. Bir oyuncunun hakkını istemesi kadar doğal bir şey yok. Bütçemize bu sene primi koymadık. Eğer kalırsak, bir dahaki sene mali genel kurulumuz yine haziranda, primi koyarız genel kurul da kabul ederse prim ödenir. Hep bir kavga kargaşa ortamı varmış gibi yaratılıyor. Kavga yok…

Avrupa Şampiyonası'nda hep bu tartışmalar gündeme geldi?

Bekleyemedik. Turnuva bitsin bu tartışma yapılsın diyemedik. Sosyal etkileşim herkesin elinde. Ne yazılıyorsa tek tek okuyorlar. Siz de insan olarak etkilenmez misiniz? Yazılanlar içinde bazıları hakaret boyutuna gidiyor, bazıları aile boyutuna kadar gidiyor. Bunları ben de yaşıyorum. Benim hakkımda da yazılıyor. Bu beni bir yere kadar etkiler bu gencecik çocukları daha fazla etkiler. Hele o gün bir hayati maça çıkacaksa daha çok etkiler. Biz niçin bu kavga için bekleyemiyoruz. Kavga, tartışma yapılmasın demiyoruz. Milli dava bittikten sonra her türlü eleştiriyi saygı çerçevesinde yaparız. Biz de çıkar anlatmaya çalışırız. Ben 3 ayda bir kere kanala çıkabilirim, hocam 15 günde bir kanala çıkabilir. Ama siz her gün yazıp her gün konuşuyorsunuz. Bizim verdiğimiz cevap sizin her gün yazmanız içinde kaybolup gidiyor. Biz her şeyi anlatıyoruz da anlamak isteyen yada istemeyenlerin arasında kalıyoruz.

Bazı şeyler gri kalınca….

Hiçbir şey gri kalmadı. Orada hangi oyuncunun aldığı almadığı cevabı verildi. Konu kapandı. Bizzat benim tarafımdan da verildi. Devam ettirmek isteyenler, problem varmış gibi göstermek isteyenler yine buna devam etti.

O liste nasıl çıktı peki?

TFF içinde çalışanlar var, orada çıkanlar var. Keşke bulabilsek. Yapan merkez belli, nerede yayınlandığı belli.  Sizler gazetecisiniz. Gidin oradan öğrenin. Sorduğumuz vakit gazetecilik ilkesi gereği bize söylemiyor. Sizler öğrenin de biz de bilelim. Bir sürü insan gitti belki gidenlerden biri olabilir. Kimsenin günahını almayayım.

FETÖ soruşturması kapsamında tam anlamıyla bir çıkarım yapıldı mı?

150 kişi çıkartıldı. Biz kolluk kuvveti değiliz, istihbaratçı da değiliz TFF olarak. Biz belli mercilere bütün çalışanlarımızın listesini gönderdik. Sakıncalı olanları çıkardık. Hepsi temizlendi mi? Devletin kurumlarında hepsi temizlenemedi. Biz her türlü yakın markajı yapmaya çalışıyoruz. Elçilik yapıyoruz. Gelen bilgiler doğrultusunda hareket ediyoruz. Ne benim ne bir arkadaşımın şahsi hareketi olamaz.
 
Dünya Kupası'na gitmek için eylüle kadar tüm sorunları çözmeliyiz. Medyaya fatura çıkarma gibi bir durum var ama medyanın yazdığı her şey doğrulandı.

Biz medya yanlış yaptı diye bir iddiada bulunmadık. Şunu turnuvadan sonra yapsaydınız dedim yine aynı şeyi söylüyorum. Her gazetenin manşeti bire bir doğru değil. Konu doğru. Maçtan sonra yapın ne kaybettiniz 3 gün. Bizle aynı puanı alan hiç galibiyet alamayan Portekiz şampiyon oldu. Bizde hangi turnuvada direkt başarı geldi. Her turnuvaya katılan takım yaratmak lazım. Sonra o turnuvada başarıya endeksli takım oluşturmak lazım. Bunlar zaman alacak. Beklemeyi sabretmeyi kabullenemezsek her gelen takım ilk mağlubiyette darbeyi yiyip geri dönecek.

O dönem sizin yaşananlardan haberiniz var mıydı?

Ben de basından okudum. Kendi içinde çözülecek bir olaydı. Böyle bir haber kullanacaksa basın, turnuvadan sonra kullanır dedim. Primle ilgili konuşma olmuştur ama yazılanların %90'ı abartılı. O kadar büyük olay yaşanmadı.

Bu tür olayların yaşanmaması için bir kriz merkezi düşünüyor musunuz?

Allah korusun. Burası deprem merkezi değil, kriz merkezi kuracağımız. Kampta oluyorsa. Ali Bey ve hocamız oradadır. Biz hep buradayız. Kararlar telefon alınabiliyor. Son olayda TFF öğlen 01.00'de idari kararını vermişti. TFF bu olayı çözdü. Toplumun çocuğunun kabul etmediği, çok az kesimin Arda haklı dediği bir hareket vardı. Almamız gereken kararı aldık. Hocamız ve Arda ile konuşmadan bu kararı yayınlayamazdık. Fatih Hoca, Arda uyuyordu. Biz kendimizi beğendirmek zorunda değiliz ama biz yapıyoruz.

Seyirci sayısı nasıl artacak?

Seyirciyi statlara çekmek TFF'nin değil, kulüplerin işi. Kulüplerin getirdiği projelere destek oluruz, yön veririz. Ben Milli Takım'ı 3 bin kişiden 35 bin kişiye çıkardım. Hazırlık maçı bile 35 bin kişiye oynandı. Kulüpler proje üretecek. Biz yaptık, Taraftar-Çocuk kulüpleri. Kulüpler de iyi transferler yapacak, kavga ortamından kurtaracak yöneticiler başkanlar. Getirdikleri her projeye destek oluruz. Ama bizim desteğimizle iş bitmiyor. Rahmetli Özhan Canaydın gibi kazanını elini sıkmayı, Sayın Süleyman Seba gibi rakip başkana kötü tezahüratı bir parmak işaretiyle durduran başkanlar ve yöneticiler olduğumuz sürece seyirci de artar. Hırvatistan ve İzlanda maçlarını Eskişehir'de oynayacağız. Öyle şanslı bir ülkeyiz ki Avrupa'da 3-4 senede 30 tane stat yapılan bir ülke yok.  Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Başbakanımız'a, Spor Bakanımı'a, emeği geçen herkese teşekkür etmemiz gerek. Orada önemli olan o statları doldurabilmek gerek. Hedef şampiyon dersek şampiyon bir tane çıkıyor. Futbolu bir şov eğlence merkezine çevirmemiz lazım. Futbol maçı bir şov, tiyatro sinema. Takım şampiyon olursa o takımı tutmuyoruz, her şartta o takımı tutuyoruz. Hep beraber bunu çözmemiz lazım. Ne yapacağız, en iyi transferleri imkanlarımıza göre yapacağız. Kavga ortamını bırakacağız. Bayanları, çocukları çekeceğiz. Hep beraber çözmemiz lazım. Sonuçta bizim hedefimiz 500 milyon olan yayın gelirini, 5 yıl sonra 800 milyon dolara çıkarız bunun üzerinde çalışmalıyız. Hiçbir kulüp bilet fiyatını düşüremez.

TFF 1. Lig finali izledik, Eskişehir-Göztepe maçı sürekli durdu.

Türkiye'de futbol tarihine geçti. Yurt dışındaydım. Sayın Spor Bakanımız Akif Çağatay Kılıç'a teşekkür etmek istiyorum. Olayı bire bir takip ederek emniyet ve vali ile temasa geçti. Biz de kendisiyle telefonla konuştuk. Bunun bitmesi lazım. Aldığımı bir habere göre bunun için de maddeyi sahaya sokan emniyet mensubu da var. Yakalandı Antalya'da. Polis kendisi. 'Çantamı açmayın içeri gireceğim' diyor. Dolu çanta. Biz de TFF olarak talimatta değişiklik yapacağız. Bakan da 6222'de değişiklik yapacak. Önümüzdeki sene bunun %100 olmaması için Sayın Bakanımız ile TFF olarak çalışıyoruz. Eskişehir taraftarı golden sonra 11 dakika maçı uzatmış, 9. dakikada gol yemiş. O uzatma olmasa belki gol olmayacaktı. Eskişehir'deki Başakşehir-Konya maçında sandviç içine meşale gördük. Emniyetimiz sağ olsun yakaladı. Bakanlık olarak da çalışıyorlar, meşalenin her isteyene satışının yasaklanmasına kadar gidebilir. Antalya sahası bitti, yazık.
 
UEFA tarafından yaptırımlar konulan kulüplerimiz var. Şu anda risk altında olan var mı?

Tabi ki takip edilen kulüplerimiz var. Ama kulüplerimizle ilgili en son UEFA'dan aldığımız bilgiye göre hepsi olumlu şekilde gidiyorlar. Kulüp yönetimlerimiz de bu konuda bilinçlendi. Zaten problem olan kulüplerimizle beraber UEFA'ya gittik. Kulüplerimizin ne kadar iyi niyetli olduğunu, kulüplerimizin yanında olduğumuzu UEFA'ya anlattık. Zaten şimdi Beşiktaş'ımız için de gideceğiz tekrar. Her kulübümüzle beraberiz. Mühim olan UEFA'nın da kulüplerimizin, F.Bahçe'mizin, G.Saray'ımızın iyi niyetli olarak bu işleri yaptığını görmesi gerekiyor. Kulüplerimiz bunu şu an çok güzel yapıyorlar. 

Beşiktaş da Lyon maçında verilen ceza ile ilgili Tahkim'e gideceğini açıkladı. O konuda olumlu sonuç çıkabilir mi acaba?

Beşiktaş kuvvetli bir şekilde giderse muhakkak olumlu sonuç çıkar, kazanırlar. Ama Tahkim sonuç da önceden şöyle olur diyemem, doğru da olmaz.

Milli takım formalarının rengi ile ilgili sosyal medyadan sorular var. Sayın Başkan size "Klasik rengimize dönebilir miyiz?" diye bir soru var.

Bu forma giyme süreci ve forma siparişi bir turnuvadan bir turnuvaya kadar. Dünya Kupası elemelerinde yeni formalarımızın siparişlerini verdik. Bu formalarımız da çok güzel, turkuaz. Forma rengimizin içeriğinde mücadele gücünü anlatan konseptler var. Turkuaz zaten ülkemizin rengi. Önümüzde, 2018 Dünya Kupası ile birlikte yeni formalarımızla birlikte olacağız.
 
Talisca, Yalçın gibi kararlar var. Kurullarda değişiklik yapacak mısınız?

Ben ve yönetim kurulumun içine sinmedi bu kararlar. Az verildi. Eksik verildi. Doğru verilen Tahkim Kurulu'nda değişti. İçimize sinmedi. 15 Temmuz ve 15 Temmuz sonrası o lanet geceyi ve ondan sonra bizim burada yaptığımız operasyonları, belli şeylerden dolayı bütün kurulları lağvettik, hiç kimseyi hiçbir kulüp başkanı kefil olarak bize veremiyordu. Biz, güvenilir ve işini bilen kişileri seçerek hareket etmek zorunda kaldık. Ettik, epey mücadele ederek bugünlere geldik. Pazartesi günü MHK, Tahkim ve Disiplin Kurulu başkanımızı çağırdım. Önce kurul üyeleriyle ilgili görüşlerini alacağım. Sonra da kendileriyle ilgili görüşlerimizi kendileriyle paylaşıp, gerekirse değişiklik de yapacağız. Bunu kendilerine de söyledim.

MHK, Tahkim ve Disiplin Kurulu başkanları ile görüşeceksiniz.

Önce kurul başkanlarımın görüşünü alacağım. Sonra kendi görüşlerimizi anlatacağım. Onlarla ilgili düşüncelerimizi de anlatacağım. Ona göre gerekirse değişiklik de yapacağız. Ama hiç kimse diyemez ki, bu kararlar verilirken benim başkanlarım ve üyelerim, kasten bilerek veya bir takımı tuttuğu için karar vermedi. Yanlış kararlar verdiler, doğrudur. Ama hepsi çok güvenilir insanlar. Onların hukukla ilgili verdiği kararı tartışırım ama kasti verdi, takım tutarak verdi, yok bilmem ne asla…

Verdikleri karardan sonra siz bu vicdanen rahatsız olduğunuzu kendilerine ilettiniz mi?

Bakın ben kurullarımla bunu konuşmam. Doğru bir şey değil.

Bir müdahaleniz olmuyor.

Olmaz. Ben, yönetim kurulundaki arkadaşlarıma da söylerim. Hatta geçen hafta Kosova maçında Disiplin ve Tahkim Kurulu üyesi ile tanıştım, ikisi ile de ilk defa tanışıyoruz. Beni bilenler bilir. Ama beni ve bizleri bilmeyenler bizleri ve beni kendileri gibi sanır. Zaten sıkıntı oradan kaynaklanır.

Kurullara müdahale etmeli misiniz?

Hayır. Hukuk'a kim müdahale edebilir. Hukuk'a müdahale edecek yer Tahkim Kurulu'dur. Hukuk'a müdahale diye bir şey olur mu? Bugün zaten toplumda tartıştığımız, 'Hukuk'a müdahale olmasın.' Benim herhangi bir kulüp veya oyuncuyla söyleyeceğim eleştiri, yarın o kulüple veya o oyuncuyla ilgili geldiği vakit, o kurul veya kime söylersem 'Başkan böyle demişti' deyip, aksine yanlış düşünceye sevk eder. Böyle bir şey yapılabilir mi? Hepsini bırakın, bu koltuklardan geçiciyiz. Koltuklar kalıcı, bizler gideceğiz. Yarın çıkarlar, sokakta bahsederler, insanlara bahsederler, 'Başkan yönetim kurulu üyem geldi, X oyuncu için bunu istedi veya X kulübü için.' Ben böyle bir şeyi ne kendim için ne ailem için ne yönetim kurulu için böyle bir riski göze alır mısın?

Şahsınıza değil ama dışarıdan böyle bir baskı söz konusu mu?

İnanmıyorum. Benim kurul üyelerimin böyle bir şeyi kabul edeceklerine inanmıyorum. Ama varsa da gelip bize söylemiyorlarsa en büyük hatayı yapıyorlar. Çünkü biz onlara o kadar da yakınız.

Değişim, önemli bir manşet.

Ben manşet aramıyorum, ben gerçekleri söylüyorum.

İşin içinde MHK Başkanı'nın da olması, sizin hakemlerin sezon içindeki performansından memnun musunuz?

Ben çok memnunum. Hatalar yaptılar mı, yaptılar. Futbolun içinde bu hatalar var mı, var. Olmaya devam edecek mi? Futbol olduğu sürece devam edecek. Ama Kulüpler Birliği ile VAR sistemini getirmeye çalışıyoruz. İlk testi Türkiye'de başladı. Bu bir süreç. Ocaktan önce bitmiyor devreye girmesi. Ocakta girerse haksızlık olur mu, ilk yarı yoktu, kulüpler otururlar hep beraber kendi aralarında tartışırlar. Ama ocakta hazır olacağız. Buradaki amacımız, hatayı asgariye indirebilmek. VAR sistemi neye bakacak? Penaltı, ofsayta, yanlış oyuncu ihracına veya kırmızı karta. Bu dördüne bakarken, beşinciyi istemeye başlamayalım. FIFA'nın bile kuralı 4 tane. Bu sefer tereddüttüm, orta hakem tartışılmayacak, arabadaki hakemler tartışılacak. Çünkü bunlar FIFA kokartlı hakemlerimiz olacak veya yeni bırakmış hakemlerimiz olacak. Dünyanın hiçbir yerinde bir kırmızı kart veya ofsayt golü 15 gün tartışılmıyor, hakaret edilmiyor. Türkiye'de tartışılıyor. Yorumcu konuşurken hata yapmıyor mu, hoca takım yaparken hata yapmıyor mu? Futbolcu penaltıyı kaçırdığında hata yapmıyor mu? Hakem de hata yapıyor. Baktığı şey, 22'den 44 tane ayak, o 44 ayağın içinde bir topu arıyor. Yağmur var, kar var, gecesi var, ışığın vurması. Bu sistemi sonuna kadar destekliyoruz. Göksel Gümüşdağ başkanlığında bütün kulüpler destekliyor.

Bunun maliyeti nasıl karşılanacak?

Kulüplerimizle konuşacağız, büyük çoğunluğunu kulüpler karşılayacak. Kulüp başına 100 bin doları geçeceğini zannetmiyorum.

Bu kararlarla ilgili Volkan Babacan'a 1 maç ceza verilmesi gündeme geldi. Göksel Gümüşdağ'ın oyuncuyu kadro dışı bırakmasını görünce ne hissettiniz?

Kamu oyuna mal olmuş bizler, karşımızdaki ne hata yaparsa yapsın kendimize hakim olmak zorundayız. En ufak bir kıvılcımda olay bu boyutlara geliyor. Bu kötü örnek. Burada Göksel Bey çok güzel bir hareket yaptı. Volkan'a verilen cezada Tahkim'e gitmedi. Cezayı teyit etti. Güzel bir hareketti. Bunun dışında Sayın Cumhurbaşkanımız da çok güzel bir şey söyledi geçen konuşmasında. Topluma mal olmuş sporcular, topluma verdiğimiz mesaja çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bunun içine biz de dahiliz. Yoksa ben de çıkar hepsine cevap veririm. Hepsi de var bende. Konuşanların çoğu da yerinden kıpırdayamaz. Ama olmaz, yine kavga ortamı yaratırım. Bir hakarette elini sıkalım, yolumuza devam edelim. Ben kaç kişiyle aynı uçakta yan yana oturuyorum, yemek yiyorum. Ama biliyorum ki bir gün önce yazarken bana hakaret etmiş. Kendini bağlar beni bağlamaz. Kavganın galibi olmaz ki herkes zarar görür. Son yaşadığımız krizde kim galip geldi? UEFA Başkanı geçen gün Servet kardeşimi arıyor, "Ya çözersiniz problemi, bu kadar üzülmeyin' diyor. Niye bu hale geliyoruz? Her yerde birinci haber. Doğrudur ama önce milli menfaatimizi düşünmeliyiz. Federasyonu eleştirebilirsiniz ama bir de Avrupa'nın federasyona bakışına bir bakalım. O kadar güçlü, Avrupa'nın en büyüğü, o kadar şey yapan, yenilikler getiren bir federasyon olarak görülüyoruz. Her türlü köprüler kurulmuş.  Hatalarımız anlatılırken bir kişi de kalksın iyilikleri anlatsın. Kimse bu gerçekleri de saklayamaz.

Sayın Servet Yardımcı da UEFA'da artık. Önemli bir görev aldı. Bu görevin karşılığında ülke futbolumuza ve federasyona ne gibi bir katkısı olacak?

Servet Bey ile beraber federasyonumuzun da diyaloglarından dolayı tabii Servet Bey bizim orada çok önemli köprümüz. Sayın Erzik, UEFA temsilcisi olarak 20-30 senedir genel kurullara geliyor. Sayın Erzik bir Türk olarak otelin güzelliğinden ya da kongrenin güzelliğinden gidip orada anlatmaz. Ama ilk defa bizim kongrede UEFA Yönetim Kurulu'ndan İrlandalı John Delaney geldi. Bize söylediği şu: "FIFA ile aynı derecede bir kongre yapıyorsunuz." "Tamam da FIFA'ya yaklaşmışızdır." "Hayır ne yaklaşması, FIFA ile aynısınız" dedi. Kongrenin ortamı, federasyonumuzun büyüklüğü, ülkedeki başkanlarımızın kalitesi, biz buralardayız. Ertesi gün de Servet Bey ile beraber burayı, Riva'yı gezdiler. Dünyada yok bu tesis. Hayran kalıp gittiler. Bizim bunları anlatmamız lazım. Kendimizi vurmaktan yurt dışına kendi büyüklüğümüzü anlatamıyoruz. Bir laf var; Türk'ü Türk'e bırak, kendini aşağıya çeker. Değiştirelim bunu. 'Türk'ü Türk'e bırak, en iyisini yapalım.' Biz başarılı olana aşağı çekmekle uğraşıyoruz. Elimize ne geçiyor?

Sahaya yansımayınca herkes sonuca bakıyor.

Hayır, herkes sonuca bakmıyor. Sonuç bir mücadelenin sonu... Ama büyük olmak illa sonuçla değil. Fenerbahçe şampiyon olmadı veya Galatasaray şampiyon olmadı, büyük değil mi? Türkiye'nin en büyük iki camiası yanına Beşiktaş. Bunlar tartışılmaz ki.

Belki de Fatih Hoca ve sizden daha fazlasını bekliyorlar.

Fatih Hoca geldiğinden beri bir tane turnuva geçirdik, ona da katıldık. Şimdi ikinci turnuvanın mücadelesini yapıyoruz. U17 takımımız, Avrupa Şampiyonası'na katıldı, Dünya Kupası'na katılma hakkı kazandı. İlk defa yapılmayan futbolun içinde gözükmeyen gençlere yaptığımız yatırımlar, okullar, bunların hepsi yapılıyor ama bunların hepsi uzun vadede bir şey getirecek. U17 Milli Takımımız, seneye A Milli Takım yerine Avrupa Şampiyonası'na, Dünya Kupası'na katılınca şampiyon olmayacak, bir zaman alacak. Bunlardan 25 yaşına geldiğinde, içlerinden 5-6 tanesi Milli Takım'ın içine girdiğinde bir başarı gelecek. Sabretmeyi öğrenmemiz lazım. Yıldırım gitsin Mehmet gelsin, Fatih gitsin Hakan gelsin, seneye kimse dünya şampiyonu yapamaz. Yaparsa da şansa olur.

Hayalini kurduğunuz Türk futbolunun ulaştığı nokta ne kadar zaman alacak?

Euro 2024'ü alırsak inşallah Türkiye şampiyon olur. Her şey çok iyi gidiyor. Almanya ile biz kaldık. Bizim en büyük şansımız, statlarımız, Türkiye'nin futbola olan sevgisi. Bu kavga ortamı ne kadar azalırsa artı olarak yazıyor. 2018 eylülünde karar verilecek. Biz federasyon olarak, yönetim kurulu olarak, ülke olarak buna hazırız. Bana göre de en güçlü adayız. Zaten Almanya şu an problem yaşıyor. Almanya ülkesinin garantisi altında buna girmedi. Belediyelerle birlikte girmeye kalktı ama şu an 6-7 belediye, buna Köln dahil, Dortmund dahil, büyük şehirler reddettiler, katılmıyorlar. Belli bir zorluklar yaşadığını biliyorum Almanya'nın. Birlik beraberlik olursa, ben değil biz kavgası yaparsak, 2024'ün en güçlü adayıyız. Yönetim Kurulu karar verecek. Biz de burada güçlüyüz. Spor Bakanlığımız'la birlikte bir kurul oluşturuyoruz federasyonun içinden. Ayrıca buna Spor Bakanlığı'ndan, İçişleri Bakanlığı'ndan, Dışişleri Bakanlığı'ndan Adalet Bakanlığı'ndan heyetler de katılacak. Geniş bir grupla bir sene bu çalışma yürütülecek. Hep beraber buna hazırlanacağız. Kurul buna hazırlanacak. Reklam çalışmaları, lobi faaliyetleri olacak. Statlar hazırlanacak. Beşiktaş Stadı'nın 2019 Avrupa Ligi finali ya da Süper Kupa için müracaat ettik. Beşiktaş da talep etti, federasyon olarak biz müracaat ettik. Sağ olsun Sayın Cumhurbaşkanımız 5 dakikada imzaladı bu müracaatı ve bütün ülke garantiledi. Arkasından bakanlarımız. Bizim arkamızda böyle bir güç varken, Euro 2024'ü kesin alırız gözüyle bakıyorum. Bir sere bekleyeceğiz. Almanya'daki insan haklarına bir bakalım. Bizim ülkemizdeki insan hakları tartışılacak konular değil.

Yabancı sayısında bir değişiklik ön görülüyor mu?

Hayır, bu karar 4 sene olarak alındı. 2 sezonu geçti, 2 sezonu daha var. Hocamız ve kulüplerimizle yaptığımız görüşmede, uygulamadan herkes memnun. Yabancı tartışılıyor. Bu sezon 11'de başlayan yabancı ortalamasını biliyor musunuz? Tamamen serbestken 6.4. Yüzde 60'ı yabancı oynuyor, yüzde 40'ı yine Türk futbolcular devam ediyor. Bütün takımlar neyi getirdi? Eskiden Türk oyuncuların yeri garanti olduğundan fiyatları yukarı çıktı. Bonservis ücretleri anormal yukarı çıktı. Futbolcu yeri garanti diye kendine bakmamaya başladı. Hem takımına hem Milli Takım'a zarar vermeye başladı. Şimdi yerli futbolcumuz rekabetin içinde. Çalışmazsa, iyi oynamazsa yerine yabancı alınabiliyor. Bunu bildiği için daha çok çalışıyor. Fiyatları düştü çünkü averaj fiyatla gelmezse gidip yabancı getiriyor. Bonservis fiyatları düştü. Enes gitti İspanya'ya, Emre İspanya'da başarılı oldu. Genç oyuncularımız yavaş yavaş Avrupa'ya gidip oralarda da oynamaya başladı. Bu bizim için bir artı. Teknik kadromuz çok memnun. Biz memnunuz. Kulüp başkanlarıyla yaptığım görüşmelerde onlar da çok memnunlar. Kulüpler Birliği-federasyon yine oturur konuşuruz. Herkes eksikleri doğruları-eksikleri çıkarırız ama bana göre tuttu. Tartışmaları yapanlar, profesyonel olarak oradan para kazanıyor.  Bir şeyler tartışılacak ki televizyonlarda spor programları devam etsin. Ne yaparsanız yapın bir şeyler tartışılacak.

Federasyonun 20 takımlı bir lig planı var mı?

Kesinlikle yok.

Gelecekte de yok mu?

Gelecekte oturup konuşuruz. Ben çıktım dedim mi 2017-2018 sezonu 21 takımlı olacak. Ertesi gün FIFA buraya gelir konar, kayyum atar, federasyonu Avrupa dışında bırakır, Milli Takım'ın puanını siler, ceza verir. Neden? FIFA'nın statüleri belli. Takımlar ancak sportif başarıya endeksli, çıkar ya da küme düşer. Ha derim ki "Ben üç sene sonra çalışma yapıyorum, 2 sene sonra 21 yapacağım ve bu 21 takımı da şu sistemle oluşturacağım." O sistem tartışılır. O sistem FIFA'nın da onayından geçer. Ama geçmiş ile ilgili hiçbir şey yapamayız.

Size yönelik 1.5 aydır çok ağır eleştiriler oluyor.

İsim vermeniz doğru değil. Benim vereceğim cevap sanki o kişilere gidiyor gibi olabilir. Belli kişiler beni istifaya davet etmiş, dediniz, kendi görüşleridir. Biz 2019'a kadar buradayız, seçim var. Seçimde genel kurul memnun değilse ya da ben adaysam ona göre karar verir. Bizim hedeflerimiz var. 2024'ü almak. Dediğim gibi yayın gelirini 800 milyona çıkarmak. Beylerbeyi'nde iki tane tesisimiz var, bunları bitirmek. Biz yolumuza devam ediyoruz. İstifaya davet eden kişiler görüşlerini söylemişlerdir. Benim de onlara saygım vardır. Eleştirilerden de ders alacağım. Yapmam gereken öneriler varsa da almışımdır, almaya da devam ederim.

Fatih Hoca'nın görev süresiyle ilgili bir soru işareti yok herhalde? 

İstikrar olmayan yerde başarı olmaz. Federasyonun hoca ortalamasına bakın. Ortalama 1.5 senede bir federasyon hoca değiştirmiş. Yönetim ortalamasına bakın, 2.3 falan. Hep böyle o gitsin, bu gitsin. Bırakın insanlar bir süreci bekleyelim. Bir şey kaybetmiyoruz. Her şey şeffaf. Milli Takım ya da kurulların başarısı-hatası, federasyonun başarısı-hatası değil ki. Onlar da insan, hatalı karar vermiş olabilirler. Ama federasyonların da yaptıkları ortada… İstikrarı sabrı görmemiz lazım. Seçim zamanı seçim gelir, memnun olmayanlar çıkar, devam eden eder, etmeyen etmez. Genel olarak konuşuyorum, aklın esti istifa et, hadi yaz. İstifa diyenlerin bir kere öneri vermesi lazım. O gelen neler verecek? Eleştiri yapacaksak bilinçli yapmak lazım. Ama ben eleştirilerden ders alırım, kızmam.

Galatasaray'dan Fatih Hoca ile beraber çalışmak istiyoruz diye bir teklif geldi mi?

Gelmedi. Biz hocamızdan memnunuz.

Teklif gelirse kabul eder misiniz?

Ben etmem ama hocam 'Gitmek istiyorum' derse saygı var ona.
 
Sorulacak tüm soruları sorduk diye düşünüyorum. Sayın Başkan son olarak sizin bir mesajınız var mı?

Şimdi hep konuştuğumuz futbolun marka değeri, marka değeri konusunda ne kadar kulüplere taraftara iş düşüyorsa medyaya da düşüyor. Tabi ki ben bunu söylerken özellikle görsel medyaya, futbol programlarına iş düşüyor. Özel kanalların sahipleri ile de konuşacağım. Oradaki futbolun marka değerine katkı sağlayacak yorumlar olması ile ilgili ve o yorumcuların futbolun marka değerine katkı sağlayacak duayen kişilerden olması gerektiğini savunacağım. Ama özellikle TRT yayınında iken TRT'den de bir ricam var. TRT yönetiminden, hatırlı adam almasınlar. Futbola değer katacak, gerçek yorumcular var. Futbol bu, tabi ki eleştiri olacak ama hakaretle, belden aşağı vurmalarla olmaz. Hele devlet kurumu olan TRT'de olan kişiler hatırla geldiklerini iyi bildiğimizden futbolun değerini düşürüyor. Futboldaki gerginliği artıran unsurlar oluyor. Buna bütün medyayı da katabiliriz. Yorumcu arkadaşlarımızın eleştirilerinde yapıcı olması lazım. Benim ricam eğer hep beraber hareket ediyorsak, medyanın da buna uyması. Bu programdan da herkese mesajı veriyorum. Herkese hayırlı bayramlar, hayırlı Ramazanlar. İnşallah hayırlı sezonlarda hep beraber birlikte olacağız.

Yeni sezonla ilgili sezona adını vermek için belirgin bir isim var mı, isterseniz vedayı onunla yapalım?

Var… Biz en son rahmetli Turgay Şeren'in ismini verirken, belki isim koymayabiliriz dedik. Ama eğer isim koyarsak benim görüşüm tabi, yönetim kurulu ile paylaşacağım. Rahmetli İlhan Cavcav'ın ismi en doğru olarak görüyorum. Şunu da söyleyeyim, isimle devam eder miyiz o da daha kesin değil.

Geri
İleri
 
Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.